Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
Umarım; Türkiyenin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
F. Karaçam: Hocam izninizle, bu uzunca konuşmamızda yer vermek istediğim başka bir konuya geçmek istiyorum, vaazlarınız.
Vaaz nedir ve kendi yaptığınız vaazlardan söz eder misiniz?
R. Küçük: Evet, vaazlarımız insanlara çok fayda sağlayıcı olmuştur.
Daima beni sevgi ve saygıyla karşılamışlardı.
Hatta yaşlı başlı insanlar camiiden çıktığımda veya beni çarşıda, pazarda gördüklerinde sarılırlar, “Allah senden razı olsun vaiz efendi evladım, yüreğimize su serpiyorsun, bilgilendiriyorsun bizi”, derlerdi.
Çünkü ben, böyle genel olarak bilgilendirici vaazlar yapıyordum.
Vaaz u nasihat bilenin üzerine vazifedir.
Bu anlayışa uyarak bulunduğum her yerde hadis dersleri yapmaya özen gösterdim, devam ettim âcizane.
Akseki’de yaptım, Antalya’da, Konya’da yaptım talebeyken, Adana'da, Osmaniye’de, Diyarbakır'da, Van'da vaaz ettim, görev icabı gittiğim şehirlerde, “bir vaaz etseniz” denilmişse “hayır” demedim.
Altınoluk'ta çokça vaaz ettim, hâlâ da ediyorum gittiğimde.
Altınoluk'ta hem kendi mahallemdeki camide, hem de köy camiinde vaaz ederim.
Ayrıca orada bulunduğum sürece her Cuma vaaz ederim.
Edremit'tin büyük camiinde de bir defa vaaz ettim.
Ankara’da da Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığım döneminde bir vakıfta haftada bir gün hadis dersleri yaptım.
Daha çok asistanlar, yardımcı doçentler, belki bir kısım öğrenciler olurdu.
Son dönemlerimde de Hacı Bayram Veli Camiinde Riyazüssalihin hadis derslerine başladım.
Erzurum’da, İstanbul’da da oturduğum mıntıkalarda yapmaya gayret ettim, mani olunmadığı sürece.
Yaşar hocamız, İsmail Lütfi de bunları devam ettirdi, Ali arkadaşımız da bu şeyleri devam ettirdi Allah razı olsun.
Ayrıca bir ara Diyanet İşleri Başkanlığı bayramlarda vaaz etmemi istemişti bu sebeple de, sadece Fakülte Camiinde değil Sultan Ahmed Camiinde veya Cumhurbaşkanı, Başbakan namaz kılacağında oralarda da vaaz ettim.
F. Karaçam: Diğer camilerde sizin vaazlarınıza rastladığımı söyleyemem ama Marmara İlahiyat Camiinde hemen hemen her bayramda sizin vaazlarınızı dinlemişimdir.
R. Küçük: Evet, evet Süleymaniye'de, Fatih Camii'nde vaazlar yaptım. İlahiyat Camii'nde zaten çok yaptım, dediğiniz gibi bayramlarda da benden vaaz yapmam istenirdi burada yapardım.
Eyüp Sultan'da bir kere vaaz ettim, Eyüp Sultan en az vaaz ettiğim yerdir. Şehzadebaşı’nda yaptım birkaç defa.
Cumhurbaşkanımızın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemdir.
Erzurum İmam Hatip’te öğretmenken, Yüksek İslam Enstitüsü'nde hoca iken, Marmara İlahiyat’ın Camii'nde, yine Hüdayi Camii'nde Riyazüzssalihin dersleri yaptım.
Dudullu tarafında Ihlamurkuyu'da çocuklara Riyazussalihin dersleri yaptım.
Aşağıda Şeyh Camii'nde Üsküdar merkezinde 12 Eylül darbesinden sonra İstanbul’a geldiğimde orada da vaaz ediyordum.
O zamanki Üsküdar müftüsü Allah rahmet eylesin sonra bir suikast yapıldı ona vefat etti, vaaz yapmamı istememiş oradaki, imam efendiyi sıkıştırmış “Yapmasın” demişti.
Vaazlarda abartılı şeyler söyleyip mesela camide komünizmi anlatmak, masonluğu anlatmak, ideolojik şeyler anlatmak, bunlar doğru şeyler değil.
İslam’ı anlat, de ki “Bunun dışındaki anlayışlar, İslam ile bağdaşmayan şeyler, Müslüman’a yakışmaz”, prensibim budur. Daima müspeti anlatıp menfiyi anlatmamak, en doğru olan budur vaazlarda.
F. Karaçamm: Hocam onu soracaktım, vaazlarrınızda şiirlere de yer veriyorsunuz, bunlar öyle olgun yaşlarda ezberenecek gibi değil, ilkokuldan mı geliyor bu ezberler?
R. Küçük: Elbette tabi ben ilkokulda hep şiir okutulan bir talebe idim. İlkokulda çok fazla şiir ezberler, şiir okurdum.
Akif’in Safahat’ını dört beş kere daha okumuş olsam belki tamamını ezberlerdim.
Bunları vaazda, nasihatte, çeşitli yerlerde okuyorum.
Sadece Akif’ten değil, Mevlana’dan da Farsça olarak Arapça olarak, Yunus’tan, Yahya Kemal’den, Faruk Nafiz’den, Arif Nihat’tan, Necip Fazıl’dan, Sezai Karakoç’tan da ezberimde şiirler vardır.
Ayrıca, Attila İlhan’ı, mesela Kemal Tahir’in birçok kimsenin okumadığı edebiyat notlarına varıncaya kadar birçok eserini okumayı da önemli buluyorum. Okuma konusunda fena sayılmam fakat yazma konusunda çok tenkit alırım.