Doğu Türkistan'da Vicdan Sınavı


Cihad İslam Yılmaz isimli köşe yazarının Doğu Türkistan'da Vicdan Sınavı başlıklı yazısı. Haber 7

Tarih: 05-10-2026 10:06

Doğu Türkistan'da Vicdan Sınavı

Doğu Türkistan'da yaşananlar, çağımızın en sistematik kimlik silme operasyonlarından biridir. Bu operasyon tank ve top sesiyle yürümüyor. Gözetim kameralarının, yüz tanıma yazılımlarının, "yeniden eğitim" adı verilen kampların ve zorunlu "kaynaştırma" programlarının sessizliğinde yürüyor. Bir halkın dilini, inancını, ailesini ve hafızasını hedef alan bu politika, uluslararası insan hakları kuruluşlarının, uydu görüntülerinin, sızdırılan resmî belgelerin ve yüzlerce tanığın ifadesiyle belgelenmiştir. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin 2022 tarihli raporu, Uygurlara ve diğer Müslüman Türk topluluklarına yönelik keyfî tutuklamaların ve ağır ihlallerin insanlığa karşı suç niteliği taşıyabileceğini kayda geçirmiştir. Bu cümlenin ağırlığını hafife almak, vicdanı olan hiç kimsenin harcı değildir.

Çin yönetimi bu tabloya "mesleki eğitim merkezleri", "terörle mücadele" ve "yoksullukla mücadele" gibi steril kavramlarla cevap veriyor. Oysa bir halkın çocuklarını anne babasından ayıran yatılı okul sistemi, camilerin yıkılması/kapatılması, Kur'an nüshalarının toplanması, uzun sakalın ve başörtüsünün şüphe nedeni sayılması ve doğum oranlarını düşürmeye yönelik baskılar düpedüz asimilasyondur. Asimilasyon, kılıçtan daha ağır bir silahtır. Çünkü bedeni değil, bir milleti millet yapan şeyi, yani hafızayı, dili ve inancı hedef alır. Bir halk fiziken yaşıyor ama kimliksizleştiriliyorsa, bu ağır çekimde işlenen bir yok oluştur.

Bu vahşetin en acı yanı, mağdurların büyük bölümünün sesini duyuramamasıdır. Türkiye'deki Uygur ailelerin neredeyse tamamı, yıllardır haber alamadıkları yakınlarını arıyor. Kimi anne babasının, kimi kardeşinin, kimi çocuğunun akıbetini bilmiyor. Telefon açmak bile bir "risk" hâline gelmiş. Böyle bir yönetimin propaganda gezilerine, süslü vitrinlere, ağırlanan konuklara ihtiyacı olması tesadüf değildir.

Asıl söylemek istediğim mesele de tam burada başlıyor. Bir devlet, işlediği ihlalleri açık bağımsız denetime kapatıp yalnızca kendi seçtiği güzergâhlarda, kendi seçtiği muhatapların eşliğinde, kendi hazırladığı programla gezdirdiği misafirlere "bakın, her şey normal" dedirtiyorsa, bu bir şeffaflık değil, sahnelenmiş bir tiyatrodur. Her adımı önceden belirlenmiş, her konuşması provasını yapmış, her güleryüzlü esnafı hazırlanmış bir turun bize ne anlattığını herkes bilir. Bağımsız gözlemcilerin, serbest basının ve BM uzmanlarının kısıtsız erişimine izin vermeyen bir yönetim, gösterdiği güzel manzaralarla hiçbir şeyi kanıtlayamaz. Üstelik bu sahnelenmiş turların "ulaşım ve konaklama masrafları karşılanmış" davetlerle yapılması, gazetecilik etiğinin en temel ilkesini, yani bağımsızlığı, daha ilk adımda ortadan kaldırır.

Burada yanlış anlaşılmak istemem. Bir ülkeye gitmek, orayı görmek, görüp yazmak suç değildir. Hatta serbest ve denetimsiz erişim sağlanırsa, herkesin gitmesi, her yeri görmesi, herkesle konuşması gerekir. Mesele gitmek değil, nasıl gidildiği ve dönüldüğünde ne yapıldığıdır. Kendi kaynağıyla giden, kısıtlamaları açıkça yazan, gördüğünü dürüstçe aktaran bir gazeteciye kimsenin sözü yoktur. Ama ağırlanıp dönen, kendisine gösterilen vitrini hakikat diye sunan, kendisine sorulmayan soruları kendisi de sormayan ve bir halkın acısını "Batı propagandası" diye geçiştiren kişi, gazeteci değil, taşeron sözcüdür.

Bu çevrelerin bilinen savunması hazırdır: "Biz kendi gözümüzle gördük." Peki neyi gördünüz? Size gösterilenleri. Hangi sokakta, hangi saatte, hangi insanlarla, kimin tercümanlığında? Kamp çevresindeki dikenli tellere, yıkılan mezarlıklara, ortadan kaybolan öğretmenlere, şairlere, akademisyenlere, iş insanlarına, imamlara gitmeyi planladığınız programda yer verildi mi? Sorular sorulduğunda "bana gösterilmedi" demek yerine "orada böyle bir şey yok" demek, bilgisizlik değil, bilinçli bir tercihtir. Üstelik bu tercihin bedelini ödeyen siz değilsiniz. Bedeli, haber alamadığı annesinin yolunu gözleyen bir Uygur evladı ödüyor.

Akademi camiasına da ayrıca seslenmek gerekir. Akademisyenin sermayesi itibardır, itibarın temeli de bağımsızlık. Finansmanı belli bir çıkar ilişkisine bağlı "araştırma gezileri", "kültürel değişim programları" ve davet usulü konferanslar, akademik özgürlüğü belirli bir sonuca doğru çeken görünmez ipler olabilir. Resmî anlatıyı "denge" adı altında aklamaya çalışmak, akademik titizlik değil, açık bir taraf tutmadır. Taraf tutmak serbesttir, ama tarafını gizleyip tarafsızlık maskesi takmak ahlaksızlıktır.

Sosyal medya fenomenlerine gelince, konu daha da çıplaktır. Takipçi sayısı arttıkça sorumluluk da artar. Birkaç güzel kare, hazırlanmış bir yemek sofrası, gülümseyen "mutlu azınlık" görüntüleriyle milyonlara "orada zulüm yok, hepsi yalan" mesajı vermek, kitlesel bir algı operasyonunun parçası olmaktır. Bunu bilmeden yapanlara bir ihtar, bilerek yapanlara ise açık bir uyarıdır: ekrandaki tebessümünüz, bir annenin hasretinin üstüne basılarak kazanılıyor. Kimse "ben sadece seyahat içeriği üretiyorum" kılıfının arkasına saklanmasın. Zulmün olduğu yerde sessiz kalmak da, cilalamak da taraf olmaktır.

Son dönemde Türkiye kamuoyunda bu tür anlatıların daha görünür hâle geldiğini görüyoruz. Gazeteci de akademisyen de fenomen de ağırlandığı yeri, masrafını kimin karşıladığını ve denetimsiz erişim olup olmadığını okuruna, izleyicisine açıkça söylemekle yükümlüdür.

Doğu Türkistan meselesi bir "dış politika başlığı" değil, vicdan imtihanıdır. Bu imtihanda kimse mazeretin arkasına saklanamaz. İktisadi ilişkiler, diplomatik dengeler ve stratejik gerçekler elbette vardır; devletler arası ilişkiler kendi akıl ve hesaplarıyla yürür. Ama kalem sahibinin, kürsü sahibinin, kamera sahibinin hesabı başkadır: onun tek sermayesi inandırıcılığıdır. Bir uçak biletiyle, bir otel odasıyla, bir "özel ilgi"yle satılan inandırıcılık bir daha geri alınamaz.




Bu haber 34214 defa okunmuştur.


Etiketler :


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


FACEBOOK YORUM Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DÜNYA Haberleri

YAZARLAR

ÇOK OKUNAN HABERLER

HAVA DURUMU

Hava durumu yükleniyor...

ANKET | TÜM ANKETLER

SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

NAMAZ VAKİTLERİ

nöbetçi eczaneler